Paylaş

SiCiLYA – MAFYANIN SON KALESi

Açıkçası Sicilya denince ilk akla gelen kelime Mafia’dır. Önce bu kültür’ün! nereden geldiğine bir bakalım.

İtalya’da 19. yüzyıla kadar binin üzerinde derebeylik vardı. İtalya birliğinin – “Italia Unita” kurulması ile birlikte siyasi ve maddi güçlerini kaybeden “derebeyler”, etkin nüfuzlarını kullanıp illegal işlere girdiler. İsimlerinin başında asaleti ifade eden “Don” kelimesini eksik etmeyen ve İtalya’nın en soylu en asil aile liderlerinden oluşan “Baba”lar, çok büyük getiri sağlayan içki, sigara, beyaz kadın, uyuşturucu, ihale ve kara-para trafiğini yönlendirmeye başladılar. Avrupa dışında Amerika uzantılarını da kullanarak ünlerini ve güçlerini uluslararası boyutlara taşıdılar.

Cosa Nostra; 19. yüzyılda Sicilya’da kurulan dünyanın en büyük Mafya’sıdır. Cosa Nostra daha sonra İtalya ve Amerika kolları olarak ikiye ayrılmıştır. Cosa Nostra’nın ilk mafya lideri ailesi Don Corleone’dir ve Hollywood’ta bir çok filme konu olmuştur. “Casino” ve Goodfellas filminde ki “Joe Pesci” ve Robert de Niro‘nun karakterleri ise gerçek hayatta “Don Lucchese” ailesidir. Mario Puzo’nun “Godfather” kitabında ve filmlerinde ise New York’ta ki 5 aile isimleri değiştirilerek aktarılmıştır.

Halen Sicilya’da Mafya, devletten daha güçlüdür. Adada ki dükkanların bir çoğu Mafya’ya aittir. Ait olmayanlar ise belirli bir aidat! ödemek zorundadırlar. Mafya, kendi üyelerinden hapse düşenler veya ölenlerin ailelerine para ve dükkan vererek ömür boyu “sosyal güvence” sağlamaktadır.

Sicilyalılar enteresan insanlardır; Kara-kıtasından gelen kendi vatandaşlarına bile “sen İtalya’dan mı geldin?” diye sorarlar. Arabalar ve yollar çarpışan araba pisti gibidir. Örneğin biz bir araba kiraladık. 15 yerinde tespitli hasar vardı. Neden yaptırmadıklarını sorduk. Araç Pert olana (çürüğe çıkana) kadar böyle kiraya veriyorlarmış.

Yine Sicilya’da en hoşuma giden Cafe ve Restoranlarda ki “Al Pano” olayıdır. Giriyorsun cafe’ye, kendine bir kahve yerine 2 kahve fişi satın alıyorsun. Fişin birini girişteki panoya asıyorsun.  Aynı şekilde Restoranda yediğinden içtiğinden, istersen 2 tane söylüyor, birini kendine ayırıp diğer fişi panoya yolluyorsun. Gerçek ihtiyaç sahibi ise gelip panodan ihtiyacı olan fişi alıyor ve garsona verip içecekse içecek, yiyecekse yiyeceğini alıyor. Bu olay 8-10 sene öncesine kadar Beşiktaş Çaykur’un karşısında Dede-Oğul-Torun’un işlettiği bir Restoran’da uygulanıyordu. Girişteki ilk iki masa “dost” masası idi. Dede öldü. Gelenek bitti…

Sırası gelmişken klasik Sicilya yemeklerine de bir göz atalım; Arancini (Portakal kızartma görünümlü içinde peynir çeşitleri de olan yemek), Fusilli (kalamarın mürekkebiyle yapılanından), Pasta Colle Sarde (Sicilya Usulü Sardalya), Pasta ai ricci (kestaneli makarna). Tatlılardan; Pasta di mandorla (Badem ezmeli kurabiye), Cassata (Peynirli Turta), Canoli (Kremalı Tatlı) ve en meşhur Sicilya şarapları; Dona Fugata (beyaz), Arancio ve Nero D’avola (kırmızı)

Gezi arkadaşım, yine Erman Toroğlu ile ufak bir anektod’u anlatmadan geçemeyeceğim.

Öğlen oldu, acıktık. Hocanın taktiği ile kasabanın restoranlar bölgesini turluyoruz. Restoranlarda ortalama 5-10 kişi var ancak bir tanesi ana baba günü. Tabi hoca hemen atladı. Burada yiyoruz arkadaşlar!. İndim aşağıya. Yer durumunu sordum. Garson kadın tek kişilik bile yer olmadığını söyledi. Hocam ise ısrarla, “söyle ona bekleriz” dedi. Kadın ise, bunun bir faydası olmayacağını, iki saatten önce masaların boşalmayacağını belirtti.
Atladık gerisin geriye arabamıza, kös kös devam ettik turlamaya. O köy senin, bu kasaba benim, oldu saat 2.  Hocayı hiç bir restoran kesmiyor. Aklı hala diğerinde. Tamam dedim hocam. Dönelim. N’apalım, bekleriz artık.

Döndük ama restoran yine ana baba günü. Garson kadına gittim. Biz 3 kişiyiz. Sen bizi şöyle köşe möşe bir yerlere sıkıştır. Dedi; dışarıya bir masa attım. Bir masa da size atmamı ister misiniz? Aaa neden olmasın. Dedi fix menü. Fiyat kişi başı 30 euro. Ona da Ok dedik. Yaptık ödemeyi, oturduk dışarı. Yemekler gelmeye başladı. Parayı verdik ya peşin peşin. Ben ne gelirse süpürüyorum Allah verdi demeden. Ancak hoca ve turizmci arkadaşım Baki’nin yüzünden düşen bin parça.

Ben   – N’ooldu baylar. Beğenmediniz mi? Hocam sen???
Hoca – Yanılmışım. Bu İtalyanların damak tadı bize yakındır diye biliyordum ama demek ki Sicilya’da böyle değilmiş.
Ben    – Hocam takma kafana. Beğendiğini ye beğenmediğini bırak. Fiks menü bu, yapacak bişi yok!

Yanılmanın, aç kalmanın, boşu boşuna vakit kaybının verdiği moral bozukluğu ile ekmeğe abanırken içeriden bir uğultu koptu. Yan masadakiler dahil herkes ayağa kalktı.  Eller öne kavuşturuldu, kafalar öne eğildi. İçeriden ve yan masadan “Amen” sesleri duyuldu. Hocam dedim “kalk kalk. sen de kalk”. Kalktık. Pozisyonumuzu aldık. Baki sordu.
– N’oluyo yaa?… Biz niye ayağa kalkıyoruz.
Kalk Baki. Adet böyle.
– Ne adeti?. Benim bildiğim yemek duası önce yapılır.
Baki bu yemek duası değil.
– Ya ne?
Cenaze yemeği duası
–  Hadi yaaa…

Hoca rahatladı. Ama gülsün mü, kızsın mı anlaşılmayan gözlerle bize bakarak seslendi;
“Hadi arkadaşlar hadi. Toparlanın, yemeğe gidiyoruz”

Detaylar;

Sicilya, Akdeniz’in en büyük adasıdır.

Ovalar açısından fakir olan ada, Catania’da bir istisna yapar. Kıyı şeridi manzarası hemen hemen her yerde büyüleyici bir güzellik sunmakta; küçük şirin adalar (Eolie veya Lipari, Ustica, Egadi, Pantelleria Adası ve Pelagie) sahilde oraya buraya yayılmış görünüm arzeder. Doğu Sicilya’nın iç kısmında bulunan Etna Yanardağı Avrupanın en yüksek (3323 m) aktif yanardağı olarak bilinir. Stromboli ve Volcano Adaları da aktif yanardağlar arasındadır.

Bölgede bir Latin dili olan İtalyanca’nın Sicilya lehçesi konuşulur.

Bölgenin merkezi Palermo şehridir. Peki nereler görülür?

Palermo’da; Katedral, San Giovanni degli Eremiti Kilisesi, Normanlar döneminden kalan, Aziz Pierre’e adanmış, çeşitli Akdeniz kültürlerinin sanatsal özelliklerini yansıtan görkemli ahşap tavanı ve zengin mozaikleri ile ünlü Cappella Palatina, Dünyanın en zengin mozaiklerine sahip Monreale’de Duomo ve Benedictine manastırı.

Catania’da ise; Duomo Katedrali, Fontana Dell’elefante, Piazza Republica, Etna Caddesi. Etna Yanardağı, Taormina’da sembol haline gelmiş Greko-Romen dönemi tiyatrosu. Siracusa’da Neapolis Anıt Park, Yunan tiyatrosu, Roma Amfitiyatrosu, Ortigie Adası, Arethuse Çeşmesi ve Apollon Tapınağı

Resimler için http://picasaweb.google.com.tr/baracudacem/SiCiLYA#